Baştan Çıkaran Deniz Kızı

denizkızıYaşamda bazen bizi zorlayan durumlarla karşı karşıya kalıyor ve mücadele içine giriyoruz. Bazı durumlarda herşey bize ağır gelmeye başlar, sıkıntılı ve yorucu gelir yaşam. Bu anlarda eğer hayat amacımız yoksa ya da amacımızı henüz keşfetmemişsek bu amaçsızlıkla her şey gözümüze daha zor, anlamsız ve aşılamazmış gibi görünebilir.

Richard Leider ‘Amacın Gücü’ isimli kitabında ‘Amaç, içimizdeki en derin boyut, yani varlığımızın özü veya çekirdeğidir. Amacımız sayesinde kim olduğumuz, nereden geldiğimiz ve nereye gideceğimizle ilgili derin bir anlayışa sahip oluruz. Amaç, hayatlarımızı şekillendirmeyi seçme kalitesidir. Amaç bir çeşit enerjidir’ der.

Hayat amacımızın ne olduğunu bizim dışımızda bize söyleyebilecek kimse yoktur bu nedenle iç dünyamıza yönelerek;

– Ne için yaşıyorum?

– Gerçekten istediğim şey nedir?

– Değerlerim neler?

– Burada olma sebebim ne?

Sorularını kendimize sorar ve bizi biz yapan değerlerimizi bulur bu doğrultuda amacımızı da keşfetmiş oluruz. Kendi iç konuşmalarımızın önemini kitaplarında vurgulayan yazar Palmer Parker yaptığımız işin anlamlı bir hayatın ana kaynağı olabileceğini söylemiştir. Seçtiğimiz mesleğin hem kişisel hayat amacımıza uygun olması hemde topluma fayda sağlayan bir iş olması bizi duygusal anlamda tatmin ettiği gibi özsaygımızı arttırarak yaratıcı gücümüzü de maksimuma çıkarmada etkilidir.

Yunan mitolojisinde deniz kızları hikayesi vardır; deniz kızları denizcilere şarkılar söyleyip onları büyülerler, işlerinden alıkoyarlar ve güverteden denize yuvarlanmalarına ve geminin batmasına neden olurlarmış. Bu hikayeyi okuduğumda insanı amaçlarından uzaklaştıran sabotajcılara benzettim deniz kızlarını. Amaçlarımızı bilmek, kendimizi gerçekleştirme imkanı bulacağımız işimizi keşfetmek ve bu yolda hedeflerimizi belirlemek önemli bir süreçtir. Tüm bu süreçte bizi yoldan çıkaracak olan deniz kızları hep olacaktır. İçimizdeki sabotajcı deniz kızı (egosal zihin) bizi eyleme geçmek yerine konfor alanında tutmak için zaman zaman kulağımıza baştan çıkarıcı sesler fısıldar, bazen bize yönümüzü gösteren iç sesimizle kurduğumuz o bağlantıda araya girer ve bizi şaşırtır, bazen korkularımızı bize hatırlatır ve durdurmaya çalışır, bazen amacımızın peşinden gitmeyelim diye negatif inanç kalıplarımızı kullanır. Bazen hedefe giden yolda bunu başarmanın çok zor olduğunu söyleyen bir arkadaş kılığına girer deniz kızı, bazen anne-babamız olur, bazen eşimiz, bazen sevgilimiz .

Deniz kızlarının o ayartıcı sesine kulak verdiğimizde yaptığımız işte performansımız düşer, işimizde karşımıza çıkan pürüzlerle mücadele etme gücümüz azalır, özsaygımızı, özgüvenimizi ve özdeğerimizi yitirir, iletişim halinde olduğumuz kişilerle sorunlar yaşamaya başlarız. Karamsarlık gözlüklerini birkez takarsak gözümüze, hayat yolculuğumuzda gemisini batıran denizciler gibi bizde giderek kendi özümüzden uzaklaşır ve kendimizi batırarak dibe sürükleniriz.

Bizi kendi özümüzden, yaşam amacımızdan uzaklaştıran bu duyguları, düşünceleri yok etmek için;

– Egomuzu iyi tanımalı, zihnin ürettiği çöp düşünceleri  ve hangi durumlar ne şekilde bizi sabote ettiğini farketmeliyiz.

– İletişim halinde olduğumuz kişilerin bazen bizi yönümüzden uzaklaştırmaya çalışan yorumlarının sadece onların düşünceleri olduğunu anlamalı ve onları olduğu haliyle kabul edip, ikna savaşına girmek yerine enerjimizi hedefe giden yolculuğumuzda kullanmalıyız.

– Amaç yolunda adımlarımızı arada bir kontrol ederek bazen üçüncü gözle bakarak deniz kızının etkisi altına girip girmediğimizi ölçmeliyiz.

Gemimizi batırmak isteyecek deniz kızları hayatımızın her döneminde, farklı şekillerde karşımıza çıkabilir. Ancak biz nereye gideceğimizi bilirsek kendi özümüzden esen rüzgarlar bize hep yardımcı olacak ve bizi yolda tutacaktır.

Deniz kızlarını farkında olun, onlara kulak vermek yerine sadece varlıklarını kabul edip izleyin.

Aşk ile an’da kalın 🙂

Gülden Üner
Bilinçaltı Terapisti