İyinin ve Kötünün Yüzü Aynıdır

Biz insanlar etiketlemeyi çok seviyoruz. İnsanları etiketler sonra da bu etiketlerin o kişi olduğu düşüncesiyle yargılar ve algılarımızda bu şekilde kodlarız bilinçdışı boyutta. Nasıl yapıyoruz bunu? Mesela; Fatma kötü biridir, Ayşe çok iyidir melektir, Ahmet şeytana pabucunu ters giydirir, Mehmet çirkin bir adamdır, Ali yalancıdır vs..
Hiç bitmez hemen bir etiket yapıştırırız.

Dünya realitesinde her şeyi zıttıyla idrak edebildiğimiz için dualiteyi (ikiliği) yaşıyoruz. Kötü olmadan iyiyi, çirkin olmadan güzeli, günah olmadan sevabı anlayamıyoruz. Bu çokluktaki zıtlık bize aslında tekliği göstermeye çalışır. Her şeyi iki gibi görüp onları teklikte, birleyebildiğinde ikilik ortadan kalkar. Tabi bu kolay bir süreç değildir. Çünkü Dünya yaşamında o perdeleri kaldırmak için bambaşka bir algı boyutuna geçmek, doğru bildiğin ne varsa tekrar sorgulamak gerek. Belki de tümden dünya modelini değiştirmekle ilgili.

Çok sevdiğim bir hikaye var iyi ve kötünün tekliğini anlatan. Leonardo Da Vinci’nin ‘Son Akşam Yemeği’ isimli o çok meşhur tablosunu herkes bilir.

Rivayete göre;

İsa ve Yahuda’yı çizebilmek için kendine iki model arayan Da Vinci bir koro gösterisinde İsa’nın modelini bulur ve 3-4 ay gibi bir çalışma sonrasında tamamlar fakat Yahuda tipini uzun süre bulamaz aradan 5 sene geçer ve kilise Da Vinci’yi sıkıştırmaya başlar tabloyu teslim etmesi için. Da Vinci günün birinde yolda yürürken kaldırımda sızmış yüzünden günah akan bir şarapçıyı görür ve adamlarına işte Yahuda diyerek onu evine götürtür. Şarapçı evde kendine geldiğinde resme bakar ve ben bu resmi önceden gördüm der. Da Vinci şaşırır nasıl diye sorar ve yıllar önce bir ressam çalıştığım yerde iyiyi temsil edecek yüzün bende olduğunu söyleyerek modellik yapmam için teklifte bulunmuştu fakat geçen yıllar her şeyimi aldı götürdü ve şimdi bu durumdayım der. (Bu arada bilmeyenler için Yahuda İsa’ya ihanet eden arkadaşı ve havarilerinden biridir. İhanetinin sonucu İsa yakalanır ve çarmığa gerilme süreci başlamış olur. Bu nedenle Yahuda günahın, kötülüğün temsilidir tabloda.)

Enteresan değil mi? Da Vinci yıllarca aradığı kötülüğün yüzünü yine o masum ve iyiliğin yüzü olan İsa modeli olan kişide bulur. Aslında herkes hem İsa’dır hem Yahuda. Bazen iyidir bazen kötü. Bana göre dışarıda bir insanı tarif ederken onun kötülüğünden, kusurlarından, hatalarından bahsediyorsa bir kişi o içindeki Yahuda’yı yaşatıyor ve dışarda olan her şeyi o kötülükle görüyor ona göre Dünya’da güzel bir şeyler görmek kolay değildir. Eğer bir insan diğer insanların iyi, güzel, keyifli, başarılı, takdir edilecek yönlerini görüyor ve illaki anlatması gerekecekse onları anlatıyorsa o içindeki İsa’yı yaşıyor. İsa’nın ruhunu saflığını giyinmiş ve onu yansıtıyor demektir.

Bu nedenle biz insanlara etiket koymakla kendimizi yanıltmış oluruz. Benim için dünyanın en iyisi olan bir kişi bir başkası için dünyadaki en kötü insan olabilir. Bir insan sevdiklerinin yanında bir melekken, düşman gördüklerinin yanında şeytan olabilir. Kimse salt iyi ve kötü değildir dostlar. Ama herkesin seçme şansı vardır. Kim olmak istiyorsun? Sen ruhunda İsa’yı mı
Yahuda’yı mı yaşatacaksın? Seçim tamamen kişinin kendisine aittir. Bu seçim sonucunda yaşayacağı her şey yine kendisine aittir.

Bakış açısı hayatımızı ya keyif ve huzurla yaşamamıza ya da karamsar, korkak, depresif ve tepkisel olmamıza neden olur. Bugün bir video izledim. Antony Robbins’in 108 yaşındaki Alice Herz ile yaptığı röportajı içeriyordu bu video. 12 dk’lık bir video ve 12 dk içinde bir ömürlük hayat dersi var. Alice 1943 yılında Nazi toplama kamplarına alınanlar arasındaymış küçük oğluyla birlikte. Yahudilerin o kamplarda çektiği işkenceleri biliyoruz. Tüm bunları yaşayan ve ailesini kaybeden Alice’in yaşama bakışı birçok kişiye ders verir nitelikte bana göre. Yanımda olsa o güzel yanaklarından öperdim.

Kendini anlatırken en çok etkilendiğim şey hayatı boyunca gülmeyi çok sevmesi ve diyor ki Alice; Ben hep iyi olana baktım. Kötü şeyleri zaten biliyordum fakat ben daima iyi olana baktım.

Ve en etkileyici cevaplarından biri ise şu; Antony Robbins soruyor İnsanlardan hiç nefret ettiniz mi?

Asla nefret etmedim diyor Alice.

Niçin diyor Antony

Çünkü hepimiz bazen iyi oluruz bazen kötü.

Alice’de iyinin ve kötünün yüzünün bir olduğunu keşfedenlerden ve yaşamda nefret edilecek bir kişi ya da durum olmadığının bilincine varan bilge insanlardan biri. Belki de uzun yaşamasının sırrı da burada. Kim bilir.

Hz. Muhammed bir gün yolda giderken biri efendimize bakarak ne kadar güzel bir adam demiş, ileride Ebu Cehil’le karşılaşmışlar ve Ebu Cehil de ne çirkin bir adam bu demiş. Yanındakiler peygamber efendimize demişler ki efendim ikisine de hiç bir şey demediniz. Neden? Hz. Muhammed ikisi de kendilerini tarif etti. Ben onlar için aynayım sadece demiş.

Hayatımızdaki herkes bizim aynamız. Gerçek; içsel olarak sizin içinizde hangi enerjiyi tuttuğunuzdur. Gerçek; ağzınızdan dökülen kelimelerin enerjisidir. Kötü dediğinizde kendi kötülüğünüzü yansıtırsınız, iyi dediğinizde kendi iyiliğinizi. İsa mı, Yahuda mı? Hangisini yaşatmak istiyorsunuz? Yaşama ve insanlara nasıl bakmayı seçiyorsunuz?

Ben herkese sevgiyle bakmayı seçiyorum, Alice gibi gülmeyi, sevmeyi, iyi olana bakmayı…

Alice’in videosunu izlemek isterseniz http://www.youtube.com/watch?v=WPW6AhRpZjY&feature=related

Sevgiyle AN’da kalın 🙂

Gülden Üner
Bilinçaltı Terapisti