Patron Kim?

Dün sabaha karşı kendimle konuştum

Ben hep kendime çıkan bir yokuştum

Yokuşun başında bir düşman vardı

Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

İnsanın kendiyle yüzleşmesini anlatan, derin ve ne kadar anlamlı bir şiir değil mi? Çok sevdiğim şair Özdemir Asaf’ın şiirlerini içim titreyerek okurum hep.

Yaşam içerisinde varlık olarak en değerli olan şey kişinin kendisidir. Buna rağmen çoğu kişi kendisi dışında her şeyle daha fazla zaman geçiriyor, daha fazla emek harcıyor. Duygu, düşünce ve davranışlarının ardında yatanların farkında olamıyor. Dış dünyada hep nasıl olması gerektiği ile ilgili bir bombardıman altındadır insanlar. İmaj neredeyse her şey haline gelmiş durumda ve kişi aldığı kararların çoğunda dış dünyanın onayına ihtiyaç duyuyor. Bu onay alma ihtiyacı öyle boyutlara varabiliyor ki kişi bazen hiç istemediği şeylere bile evet diyor ya da yapıyor.

Nedir mesela istemeden yapılan ama dışarıdan onay almayı kolaylaştıran şeylerden bazıları?

1- Ailenin onayladığı okul ve bölümü okumak:

2- Zorla kariyer:

Bu konuda sevgili Üstün Dökmen’in birkaç hafta önce bir TV programında kendisinden dinlediğim bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Üstün Dökmen bir yerde biriyle ayaküstü bir konuşma yapıyormuş karşısındaki kişinin meslek hayali doktorlukmuş fakat doktor olamamış ve Üstün Dökmen’e söylediği şey; Üstün bey, ben doktor olamadım bu benim içimde bir yaradır ama kızıma şimdiden aşılıyorum o doktor olacak (eve iskelet kas sistemini gösteren maketler bile almış) Üstün Dökmen’in cevabına bayıldım. Diyor ki; hanımefendi doktor olamamanız sizin içinizde yara olabilir ancak çocuğunuz yara bandı değildir. Düşünsenize anne kendisi olamadığı şeyi çocuğuna empoze etmeye çalışıyor hem görsel, hem işitsel hem duygusal olarak tüm araçları kullanmayı da ihmal etmiyor. Şimdi bu çocuk ben ressam olacağım dese kıyamet kopar değil mi? ve çoçuk dış referanslı ise ailesinin onayını alabilmek için zorla doktor olmaya çalışacak

3- Nikahta keramet var mıdır?

Evet şaşırmayın lütfen istemediği kişiyle evlenenler yok mu sanıyorsunuz? Var tabii ki. Burada yine aile onayı ağırlıklı faktör. Bazı kişiler ailesinin onaylamadığı bir evliliği yapmaya cesaret edemezler bu nedenle aşkından vazgeçen insanlar maalesef ki var.

Yukarıda sıraladığım 3 kritik olay hayatımızı nasıl şekillendireceğimiz ile ilgili önemli kararların alındığı anlardır değil mi? Bu kadar önemli olmasına rağmen kendi istediğini yapamıyor bazen insanlar. Halk arasında şöyle bir söz vardır ‘kişinin kendine ettiğini kimse yapmazmış’ evet bu söze kesinlikle katılıyorum. Biz hayatımız boyunca birçok karar alıyoruz ve bu kararların sonuçları istediğimiz gibi olduğunda sorun yok ancak istediğimiz gibi olmadığında kendimiz hariç herkesi suçluyoruz.

Peki neden başkalarını suçlarız?

O seçimleri yapan kimdi?

Sonuçları düşünmeden karar alıp uygulayan kimdi?

Şöyle diyenleri duyar gibiyim

– Annem istediği için yaptım

– Sevgilim istemediği için gitmedim

– Arkadaşlarım beni terk ettiği için yalnızım

Ve daha nice mazeret, mazeret, mazeret…

Eğer kişi ego bilinciyle yaşıyorsa bu mazeretlerin ardına sığınır çünkü kendi özünden çok uzaktır, dış referanslıdır. Oysaki ÖZ bilinciyle yaşayan kişi başına gelen olaylar karşısında mazeret üretmez, ortada bir başarısızlık ya da istenmeyen bir durum varsa bunun ilk nedeninin kendi seçimlerinden kaynaklandığını bilir. Bu yüzden ÖZ’de yaşamak ego bilincini bırakıp ÖZ’e dönmek önemlidir. İnsan Öz Bilincine dönerken kendiyle yüzleşir ve dostunda, düşmanında kendi içinde olduğunu farkeder.

Tatminkar, mutlu, huzurlu bir hayat için önce kendinizi, Öz’ünüzü seçin. Kendinizdeki olumsuz davranışları, düşünceleri, duyguları temizlediğinizde dış dünyada hiçbir şeyin olmadığını göreceksiniz. Sadece siz varsınız, bu sizin hayatınız, hayatınızın patronu sizsiniz. Kendi hayatınızı nasıl yaşamak istiyorsanız öyle planlayın, başkalarının görmek istediği gibi değil ve bunun için onay alacağınız tek bir kişi var ‘SİZ’

Farkındalık dolu günler dilerim.

Gülden Üner                               Bilinçaltı Terapisti