Sil Baştan Başlamak Gerek Bazen

sil baştanUmutsuzluk, karamsarlık, çaresizlik gibi olumsuz duygular

Uyuşukluk, duygusal boşluk hissetme

Kaygı, panik, endişe, suçluluk hissetme

Konsantrasyon güçlüğü

Yaşamın keyfinden, neşesinden uzaklaşma

Enerji düşüklüpü, yorgunluk

Aşırı yeme isteği ya da iştahsızlık

Sinirlilik

Ölüm veya intihar düşünceleri

Baş ağrısı, ağrı, ve sindirim bozuklukları gibi fiziksel şikayetler…

Modern zamanlarda yaşamak, teknolojinin nimetlerini kullanmak sanki insanı daha mutlu hissettirecek, daha kaliteli yaşamasını sağlayacak gibi görünüyor ilk bakışta değil mi? Düşünsene biz elektiriğin olmadığı mum ışığıyla, kandillerle aydınlanan bir devirde yaşamadık, şimdi elektirik sayesinde kullanabildiğimiz aletler, makinalar nasıl da hayatımızı kolaylaştırıyor değil mi? bir kaç düğmeye basmayla işleri halledebiliyoruz, oturduğumuz yerden internet aracılığyla istediğimiz bilgiye ulaşabiliyoruz. Alışveriş yapmak için evden dışarı çıkmamıza gerek bile yok artık. Tıkla ayağına gelsin modundayız. İstediğimz filmi anında indirip izleyebiliyoruz. İstediğimiz şarkıcının tüm albümlerini istediğimiz an dinleyebiliyoruz. Bir tuşa basarak banka işlemlerini halledebiliyoruz. Dünyanın öbür ucunda olsa bile sevdiklerimizle görüntülü konuşabiliyoruz. Her şeye erişebiliyoruz, her şeyi çok kolaylıkla elde edebiliyoruz.

Peki ya mutlu, huzurlu, keyifli yaşamaya erişimimiz ne durumda?

Malesef teknolojik gelişim insanın duygusal gelişimine aynı oranda etki edemiyor. Maddesel her şey kolaylaşırken içsel, manevi, duygusal ve soyut olan her şey bir o kadar uzaklaşıyor insandan. Bunun sonucunda depresyon, kaygı, panik atak gibi durumlar çıkıyor ortaya. İnsan her geçen gün biraz daha umutsuz, biraz daha geleceğinden endişeli, biraz daha halinden memnuniyetsiz olarak yaşam mücadelesi veriyor.

Bilinçaltı kodlamalarıyla, travmatik anılarla kirlenen zihin sağlıklı düşünce üretemiyor. Düşünceler ya geçmişin pişmanlıklarını hatırlatıyor ya da gelecek endişesi yaşatıyor. Aslında bunlara düşünce diyemeyiz bunlar artık zihnin kalıpları haline gelmiş virüslerdir. Bu virüsler otomatik çalışıyor. Kişi günden güne yaşam enerjisini kaybediyor çünkü bu virüsler tüm enerjini çekiyor, yorgun, halsiz olmanı sağlıyor. Böylelikle kendini giderek yaşamdan soyutlar hale geliyor insan. Yaşam enerjin azalırken depresyon çoğalıyor. Bir sure sonra artık hiçbir şeyin seni mutlu edemediğini fark ediyorsun. Yenildiğini düşünüyorsun. Sanki herşeyin sonu gelmiş, hiç bir çözümü yokmuş gibi geliyor. Hayat böyle demekki mutlu olmanın imkanı yok artık diyorsun. Bunu dediğin anda zihnindeki düşünce virüsleri seni ele geçirmiş oluyor.

Oysaki yaşam Allah’ın bize bir armağanı. Yaşadığın her ne ise, her ne olduysa oldu ve bitti. Yaşamı şimdi ve şu ana taşıyabilirsen o anın içindeki çıkış yollarını, ışığı, çözümü görmeye başlarsın. Şimdiden uzaklaştıkça virüsler devreye girer, sana herşeyi çözümsüz ve karamsar gösterir. Hayatın gölgelerine razı eder seni. Bir şarkının sözlerinde söylendiği gibi sil baştan başlamak gerek bazen. O zaman şimdi sil seni mutsuz ve umutsuz eden geçmişin izlerini, şimdi sil gelecek endişeni, şimdi sil seni şu andan ayrı tutan düşünce virüslerini. Şimdi bir adım at tüm bunları hayatına geçirebilmek için. Tek başına yapamıyor musun, vakit kaybetme şimdi bir destek al.

Şimdi şu an hatırla kendi gerçeğini sen insanoğlusun. Sen her bir detayınla biricik yaratıldın. Eşsizsin… Tüm yaşamını şimdi şu ana getir. Söyle bu anın içinde ne var? bu anın içinde nefes alan, seven bir yürek var. Sev, her anı sev, her anın farkında ol. Farkındalık müthiş bir ayrıcalıktır. Şimdi şuan zihne kaptırdığın tüm o yaşam enerjini geri al. O enerjini sevmeye ver. Varoluşu sev, kendini sev, seni geliştirmek için karşılaştığın tüm olayları, insanları sev. Enerjini sevmeye verdikçe sana daha çok sevgi olarak dönecektir.

Yaşam bir mücadele değil, bir ahenk, bir neşe ve danstır. Haydi şimdi sen de dansa katıl.

Aşkla Anda Kal  😉

Gül’den