Savaşma Seviş

Geçtiğimiz hafta içinde bir arkadaşımla bir konu üzerinde konuşurken (konu kişiye özel olduğu için aktarmıyorum) ona dedim ki bu kızgınlık bu çaba niye ne elde etmeyi umuyorsun? Sevmeyi denesen nasıl olur? O da bana savaşma seviş diyorsun yani dedi. Birkaç gün sonra tesadüfen bir toplantı sonrasında Pin kodu analizi yapan sevgili Mehmet bey ile tanıştık ve benim Pin kodu analizimi yaptı. Kendisine çok teşekkür ediyorum bana zaman ayırarak bu analizi yaptığı için. Tabii ki bir sürü şey söyledi Mehmet bey almam gerekenleri aldım gelişime devam 🙂 Analiz sonuçlarına göre ‘senin dünya görüşün savaşma, seviş’ mantığı, kavgayı sevmiyorsun çoğu kez kendini savunma çabasına bile girmiyorsun, senin için ‘sevgi’ birinci öncelik ve herşeyin anlayış ve sevgi ile aşılabileceğine inanıyorsun dedi. Bu nedenle insanlar beni yanlış anlayabiliyorlarmış. İlginç

Neyse bir hafta içinde ikinci kez bu konu üzerine bana birşeyler söylendiği için yazmak istedim. Savaşın, öfkenin, kızgınlığın işe yaradığını düşünüyor musunuz? İnsanlar canı acıdığında, işine gelmediğinde, neler yapabiliyorlar tahmin edebilir misiniz? Ben edebilirim.

Mesela; sayısız yalan söyleyebilirler, hayatınızı bir anda atom bombası atılmış gibi darma duman edebilirler, ahlaksızca hakkınızda konuşabilirler, bu yalanlarını destekleyecek her türlü teknolojiyi kullanabilirler, en yakın dostlarınız en acımasızca sizi yargılayabilir, anlatabilir, satabilir, sevgiliniz maddi manevi sizi sömürebilir, maddi açıdan en zor anında yardım istediğiniz bir yakınınız sizi sözleriyle, davranışlarıyla ezebilir. Aldatılabilirsiniz, tuzağa düşürülebilirsiniz, duygularınız istismar edilebilir, beş parasız kalabilirsiniz, işten atılabilirsiniz, terkedilebilirsiniz, tehdit edilebilirsiniz ve daha niceleri…

Tüm bunlar savaş mantığıyla oluyor.Ego savaş emrini veriyor kişi eyleme geçiyor. Ben yanacağıma o yansın diyor. Etrafınızda öfkeli insanları izleyin sadece izleyin. Hareketlerine bakın mesela, yüzünün aldığı şekle bakın, ağzından dökülen sözcüklere bakın neler göreceksiniz? Ben gördüğüm şeyi söyleyeyim ‘KORKU’ şaşırdınız mı? Nefret diyeceğimi düşünenler olabilir ama hayır sevginin karşıtı nefret değil korkudur. En öfkeli, en kızgın insanların yaptığı davranışların altında sadece korku yatar. Sevilmeme korkusu. Sevgiyi bilemez ve hissedemezler. Bu sevgisizlik tüm hüclerine işlemiştir ve dış dünyaya güçlü görünmenin yolunu şiddet, kavga ve sert duruşlarıyla bulmuşlardır. Böyle yaparak ben güçlüyüm, bana karşı olanın ağzının payını veririm derler aslında yapmaya çalıştıkları otoriter görünerek korkutarak sevgiyi elde etme çabasıdır. (Dünya sistemlerinde de insanları yönetebilmek için korku kültürü çok etkin bir şekilde kullanılmıyor mu zaten, makro seviyede yapılanın mikro seviyede bireye indirgenmiş halidir bu. Yönetildiği gibi yaşamayı öğreniyor insan) İşin enteresan tarafı bu kişiler aynı zamanda mağdurdurlar çünkü hep başkalarından zarar görmüşlerdir. Kendileri melektir ama her nedense bu masumlara kötülük yapılır. 🙂

Mesela başarısız bir evlilik hayatı olmuştur ama tek suçlu eşidir oysaki bir zamanlar isteyerek seçmişti eşini değil mi? İş yerinde terör estirir ama aslında o çok iyidir de hep insanlar onu yanlış anlıyordur. Hep birileri suçlu, hep birileri onun düşmanı.

Evet ben bu mantığa karşıyım benim dünya modelimde savaş yok yaşadığım herşeyin sorumluluğunu alırım olan biten hiçbirşey için suçlu aramam. Bir evlilik başarısızlıkla sonuçlanıyorsa önce kendini sorgulamalı insan ben neyi yapsaydım ya da yapmasaydım herşey yolunda giderdi sonra iş hayatında onlarca kişiyle iletişim halindeyiz eğer ortada bir sorun varsa bu bakış açısıyla ilgilidir, açık iletişim kuramamayla ilişkilidir. Mutlaka bir suçlu aramak gerekmiyor. Nasıl düzeltebiliriz ? soruna neden olan şeyler neler diye düşünülmeli önce ve kişi bireysel olarak kendinde neleri değiştirirse çalışılabilir bir ortam haline gelir işyeri . Dostlarınızdan beklemediğiniz davranışlar görüyorsanız onları suçlamak, arkasından konuşmak neyi değiştirir? Belkide beklenti içine girmek yerine sadece seçimlerinizi gözden geçirmeniz yeterli olacaktır. Üzülüyorsanız, kırılıyorsanız, ilişkilerinizde mücadele varsa bu kişi benim hayatımda olmayı hak ediyor mu diye sorabilirsiniz kendinize ya da ben böyle davranışları hak etmiyorum ve sevgi, anlayış, hoşgörü çerçevesinde dostluk, arkadaşlık ilişkilerimi yaşamak istiyorum diyerek gerekli temizlikleri yapabilirsiniz. Çok sevdiğim bir arkadaşım bir gün bana biliyormusun Gülden hafta sonu telefon defterimde temizlik yaptım dedi. Nasıl yani dediğimde arada bir rehberine bakıp gerçekten orada olmaya, aranıp sorulmaya, ilgi,sevgi gösterilmeye, zaman geçirilmeye değer kim var diye bakmak gerekiyor dedi. Öyle yapmış birkaç kişi ile birlikte birde çocukluk yıllarından beri dostlukları devam eden bir arkadaşını silmiş, yok artık hayatımda dedi kesin kararlıyım asla görüşmeyeceğim . Aralarında yaşananlardan dolayı kendince haklı yönleri var ve böyle yaparak kendi için iyi birşey yaptığını düşünüyor ve mutluyum diyor. Gerekiyorsa bir ilişki kangren olmuşsa kesip atmak gerekir bunu yapmak her iki taraf için iyidir belkide. Sizi sevmeyen, saygı göstermeyen birine neden katlanıyorsunuz? Eğer katlanıyorsanız mutlaka altında bir korkunuz yatıyor unutmayın. Bu kim olursa olsun böyle ister eşiniz, ister arkadaşınız, ister aileniz…

Savaş halinde yaşamanın üstüne daha sayfalarca yazılabilir. Sevgi ile yaşamak ve sevmek çok basittir. Sevgi saftır, karşılıksızdır sadece seversiniz sizin için birşeyler yapması gerekmez, paylaştıklarınız yeterlidir. Dengede olursunuz, huzur, mutluluk ve keyif vardır kahkaha ve neşe vardır. Tüm bunları yaşamak varken neden ve ne için savaşayım ki? Benim kimseyi yargılayamaya ne hakkım ne de cesaretim var, ben benim olduğum gibi, başkalarının ne yaptığıyla, ne söylediğiyle değil kendimle ilgileniyorum, kendimi geliştiriyorum ve sevgimi paylaşıyorum.

İllaki bir savaş vermek istiyorsanız bu savaş kendi benliğinizi, egonuzu farketme savaşı olsun. Sonunda kendinizi bulacağınız bu savaştan galip çıkarsanız eğer sevgi dünyasına, aşka geçiş yaparsınız. Aşkı yaşamaya başladığında ise yazıya dökülemeyecek güzelliktedir hayat… Bakın Mevlana nasıl tarif ediyor Aşk’ı.

Yorulacaksan, zorlanacaksan, şikâyetçi olacaksan, keşkelere sığınacaksan, söze ama diye başlayacaksan, girme Aşk yoluna.
Aşk yolunda U dönüşü yoktur!
Aşk der ki sana; yolumdaysan, Başım Feda yoluna;
ama bil ki seninde başını isterim yoluma.
Kahır, kapris gelecekse senden, amenna.
Ama ayağına diken batarsa yolumda, ah edip vahlanma.
Aşk bilek gücü değil Yürek işidir.
Yüreğin Yetmiyorsa düşme yollara…

Yüreğinizin AŞK için attığı, AŞK’ın hayatınız olduğu bir hayat diliyorum.

Sevgiyle AN’da kalın 🙂

Gülden Üner