Kendine Dönüş

Yol Seninle Başlar: Kendine Yaklaşmanın Gücü

Hayatın birçok döneminde çözümün dışarıda olduğunu zannederiz. Daha doğru bir ilişki, daha tatmin edici bir iş, daha huzurlu bir çevre… Dışarıdaki taşları yerine koyarsak içeride de dengeyi bulacağımıza inanırız. Ama bazen her şeyi değiştirdikten sonra bile aynı duyguyla uyanırız sabaha: “Yine bir şey eksik.” İşte tam da burada başlar dönüşümün gerçek yolu. Dışarıdan içeriye değil, içeriden dışarıya bir yolculuk… Ve o yol, seninle başlar.

Kendine yaklaşmak, kulağa romantik ya da şiirsel gelebilir. Ama aslında oldukça sessiz, sade ve zaman zaman da zorlayıcı bir süreçtir. Bazen ilk defa kendi iç sesini duyarsın. Belki hiç fark etmediğin bir duyguyla karşılaşırsın. Bazen kalbin sıkışır, bazen gözlerin dolar, bazen yalnız hissettiğin bir gecede “ben aslında ne yaşıyorum?” diye sorarsın kendine. Bu sorular, kendinle yüzleşmenin kapısını aralar.

Kendine yaklaşmak demek; kendini düzeltmek değil, kendini anlamaktır. Kendini geliştirmek değil, kendine şefkatle bakabilmektir. Olduğun halinle yanında kalabilmektir. Zorlama olmadan, acele etmeden, yarışmadan… Kendinle kalabilmenin gücüdür bu. Çünkü gerçek değişim, tam da burada başlar: Kendine karşı daha yumuşak olmaya başladığında.

Biri seni sevmediğinde yıkılmak yerine, artık “Bunun beni bu kadar sarsmasının altında ne var?” diye sorarsın kendine. İnsanlar seni anlamadığında kırılmak yerine, “Ben kendimi gerçekten ifade ettim mi?” diye içini yoklarsın. Kendine yaklaşmak, kontrol etmekten vazgeçip kendin için güvenli ve şefkatli bir alan yaratmaktır. Bu da zamanla hayatındaki ilişkileri, kararları, tepkileri, hatta bedenini bile dönüştürür.

Bunu bir aynayla hayal edebilirsin. Evinde çok güzel, zarif bir aynan var diyelim. Ama zamanla tozlanmış, lekelenmiş, puslanmış… Her gün o aynaya bakıyorsun ama kendini net göremediğin için aynayı suçluyorsun. Oysa ayna hep oradaydı. Sadece temizlenmeye, yani kendine yaklaşılmaya ihtiyacı vardı. Biz de zamanla kendi içimizde biriken tozlarla, yarım kalmış duygularla, bastırdığımız hislerle aynaya benzeriz. Kendimizden uzaklaştıkça içimizdeki parıltı görünmez olur. Ama yavaş yavaş yaklaşmaya başladığımızda, yüzümüz netleşir. Kalbimiz sakinleşir. O tozlar silinir.

Bu süreci çok iyi anlatan bir film var: Wild. Reese Witherspoon’un başrolünde oynadığı bu film, annesini kaybettikten sonra hayatının anlamını yitiren bir kadının, tek başına çıktığı binlerce kilometrelik yürüyüşü anlatır. Ama asıl yol doğada değil — içindedir. Bedeninin sınırlarıyla, kalbinin acısıyla, zihninin karmaşasıyla yüzleştiği bir yolculuktur bu. Her adımda biraz daha geçmişiyle barışır. Her adımda biraz daha kalbinin kırık yerlerine yaklaşır. Ve her adımda biraz daha kendine döner.

Filmin bir sahnesinde, karakter kendi içinde öyle bir noktaya gelir ki, artık ne geçmişi düzeltmeye çalışır ne de kendini cezalandırmaya devam eder. Ve şöyle der:

“Ya kendimi affetseydim?

Ya üzgün olsam bile, geçmişe dönme şansım olsa, hiçbir şeyi değiştirmek istemeseydim?

Çünkü belki de beni bugün buraya getiren şey, tam da o yaşadıklarımdı.”

Bu söz, bana hep şunu hatırlatır: Kendine yaklaşmak bazen geçmişi değiştirmeye çalışmaktan vazgeçmektir. Kendini suçlamayı bırakmak, yaşadıklarını kabullenebilmek, kendini affedebilmek… İşte gerçek dönüşümün kapısı tam da burada açılır.

Ve belki senin de hayatında böyle bir dönemeç vardır. Belki artık dışarıyı düzeltmekten yoruldun. Belki başkalarının onayını almak seni tatmin etmiyor. Belki hep “bir gün başlarım” dediğin o yolculuğa artık başlamak istiyorsun.

O zaman birkaç soru bırakayım sana. Sessizce düşünmen için, belki bir akşam kendi kendine cevaplaman için:

En son ne zaman kendinle baş başa kaldın, sadece dinlemek için?

Bir duygu geldiğinde onu bastırıyor musun, yoksa tanımaya çalışıyor musun?

Kendinle konuştuğunda sesin nasıl: şefkatli mi, yoksa eleştirel mi?

Ve belki de en önemlisi: Kendinle bağ kurmana engel olan şey, gerçekten dış dünya mı… yoksa kendine yaklaşmaktan duyduğun korku mu?

Bu blogda seni acele etmeye zorlayan hiçbir şey yok. Ne olmak zorundasın, ne de bir şeyleri “başarmak.” Sadece kendine biraz daha yaklaşman için buradayım. Belki birkaç satırla, belki bir soruyla, belki sadece bir hissi yansıtarak… çünkü yol seninle başlıyor. Ve ben, bu yolda sana eşlik etmekten büyük bir mutluluk duyuyorum.

jreek

Ben Gülden Üner.
Aile dizimi uygulayıcısı, ilişki danışmanı ve eğitmenim.
İnsanların kendi iç seslerini duymalarına, duygularını yargılamadan kabul etmelerine ve ilişkilerinde kendilerine daha şefkatle yaklaşmalarına destek oluyorum.
Bu profilde ve paylaşımlarımda, yavaşlamanın, fark etmenin ve kalpten bağ kurmanın gücünü hatırlatan izler bulacaksın.
Hayatın içinde sade ama derin bir yolculuk arıyorsan… hoş geldin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir